BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA ÇALIŞAN KADINLAR

Çevirmen: Aleyna ŞEN | Editör: Ömer Faruk TÜRKAN

2019 yılı büyük bir öneme sahipti çünkü tam yüzyıl önce yaşanan iki kayda değer olayın yüzüncü yıl dönümüydü. Bu olaylardan biri 1. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyken diğeri kadınlara da oy kullanma hakkı tanıyan yasanın ilk kez kabul edilmesiydi -dönemin şartlarında oy hakkına sahip olan kadınlar yalnızca otuz yaşının üstündeki, toprak veya mal varlığı sahibi ve eğitimli kadınlardan ibaretti- ve tarihçiler uzun zaman önce bu iki önemli olayı birbiriyle ilişkilendirmişti. Birinci Dünya Savaşı’nda erkeklere cephede duyulan yoğun ihtiyaç, kadınların kamusal alanda oluşan boşluklarda – hem mesleki hem de toplum hizmeti alanlarında- hiç olmadıkları kadar yer almalarına imkân sundu. Londra’daki İmparatorluk Savaş Müzesi’nde sergilenen geniş ve unutulmaz bir fotoğraf koleksiyonu dönem kadınlarının hayatlarındaki köklü değişime tanık olmamızı sağlıyor. Koleksiyonda kadınların doğal yükümlülüğü olarak görülen çocuk bakmak ve evi çekip çevirme işlerinin yanı sıra tuğla dökmek, elektrik üretmek, mantar çözündürmek, gemi inşa etmek, demiryolu istasyonlarını boyamak, kauçuk ısıtmak, inekleri sağmak, tren sinyallerini düzenlemek, demircilik, granit patlatmak, şeker üretmek, kazıyla uğraşmak ve evler inşa etmek gibi bir dizi toplumsal görevi yerine getirirken çekilen birçok fotoğraf yer alıyor.

Binlerce fotoğraftan oluşan bu koleksiyonu incelerken, kadınların tarımda kooperatifleşme ve sanayileşme sürecinde keyifli bir şekilde omuz omuza ve büyük bir gayretle çalıştığı sahneler göze çarpıyor. Öyle ki koleksiyon içeriği hakkında fikri olmayan birine bu fotoğraflar –her ne kadar çoğunlukla silah üretimiyle ilgili olsa da- bir çeşit feminist ütopyanın görüntüleri gibi gelebilir. Fotoğraflarda, yaşanılan savaş travması, sevdiklerin kaybı ve meşakkatli işlerin getirdiği yorgunluk çoğunlukla dışarıya yansımıyordu. Elbette bu güzel fotoğraflarda, çalışanlar arasındaki pozitif enerjinin inkâr edilemez bir payı vardır ancak medyanın etkisini de göz ardı etmemek gerekiyor. Kamera karşısında olmanın getirdiği bir etki vardı (Günlük çalışma rutinlerinde değişiklikler veya poz verme baskısı yaratması gibi) ve bir fotoğraf karesinin sınırları normal çalışma hayatının tüm gerçekliğini göstermiyordu. Alman oyun yazarı Bertolt Brecht’in “Bir fabrika ya da işyerinin gerçekliklerini yalnızca ‘fotoğrafik taklitlerle’ aktarmak mümkün değildir.’’ sözü durumu gayet iyi açıklıyor. Fotoğrafçıların (George P. Lewis ve Horace Nicholls başta olmak üzere) güdülerinin, savundukları tarafın ya da işverenleri olan İngiliz hükümetinin fotoğraflar üzerinde sahip oldukları etkiden söz etmeye gerek bile yok.

Dönem kadınlarının çalışma şartları genellikle tehlikeliydi ve iş kazaları da oldukça yaygındı. Özellikle patlayıcı fabrikaları bunların en tehlikelisiydi. 1917 senesinin Ocak ayında Londra’nın doğusundaki bir TNT fabrikasında meydana gelen patlamada 73 kişi hayatını kaybetti ve kimyasallar yüzünden cilt rengi sarıya dönen işçilere “kanaryalar” denmeye başlandı. Kadınlara verilen maaş da erkeklere verilenden çok daha azdı. Mühimmat fabrikalarında erkeklerle benzer işlerde çalışan kadınlar, erkek çalışanlara verilen maaşın neredeyse yarısını alıyordu. 1918 Londra’sının ulaşım sektöründe çalışan kadınlar, eşit ücret alma haklarını aramak için ilk defa grev başlattılar. Ücret eşitsizliği sorununun gündeme gelmesinin ardından 1919’da Report of the War Cabinet Committee on Women in Industry (Savaş Kabine Komitesi Endüstride Kadının Yeri Raporu) yayımlandı. Bu rapor “eşit işe eşit ücret” ilkesinin onaylanmasını sağladı fakat raporun devamında kadınların “daha az kas gücü ve kadınlara özgü sağlık sorunları” nedeniyle, alınan verimin eşit olmayacağına yer verilmişti. Eşit haklar konusunda aynı yıl içinde birçok gelişme sağlandı ve bu gelişmeler kadınların sırf cinsiyetleri yüzünden işten çıkarılmalarının önüne geçen The Sex Disqualification (Removal) Act of 1919 (Cinsiyetçi İşten Çıkarımı Kaldırma 1919 Yasası) ile güvence altına alındı. 1919’da İngiliz parlamentosu, cepheden dönen askerlere savaş öncesi işlerini geri verme kararı aldı. Ne yazık ki ilk kez kamusal alanda böylesine yer alma imkânı bulan kadın işçilerin çoğu, erkek işçilere yer açmaları için işten çıkmak zorunda bırakıldı ve savaş dönemindeki rolleri de böylece son buldu. 1


1 Ç.N. Bildirilerin Türkçe çevirisi bulunmadığı için incelemek isteyenler italik belirtilen orijinal isimleriyle belgelere ulaşabilirler.

Şekil 1 Lancashire, Trafford Park’taki Messrs Nicholls, Nagel ve Ltd şti’nin glikoz fabrikasının dışında bir grup kadın işçi
Şekil 2 Bir kadın işçi, bir İngiliz fabrikasında el bombalarını inceliyor, 1914
Şekil 3 Women’s Land Army üyeleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında bir çiftlikte çalıları budarken, Horace Nıcholls, 1914
Şekil 4 Kadın işçiler Cheshire’daki bir fabrikada bira fıçılarını yuvarlarken, George P. Lewis, 1918
Şekil 5 Lancashire’daki bir kauçuk fabrikasında çalışan kadın işçiler, George P. Lewis, 1918
Şekil 6 Kadın savaş işçileri, İskoçya Greenock’taki Glebe Sugar Refinery Co.’da şekeri arıtmak için kullanılan fırına kömür atarken, George P. Lewis, 1918
Şekil 7 Chilwell, Nottinghamshire’daki bir mermi deposunda mühimmat işçileri, Horace Nichols, 1917

Dolbear, S. (2019, March 27). Women at Work during World War I. The Public Domain Review. Retrieved October 27, 2022, from https://publicdomainreview.org/collection/women-at-work-during-world-war-i/ 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: